29 Ağustos 2013 Perşembe
Yola çıkış
Hayır yaş değildi , yaş değildi isyanımın sebebi.Ve gitmedim , gitmeyeceğimi söylemiştim. Giyinmeye başladığımda nereye çıktığını sordular. Bilmiyordum aslında , susmaya ya da susturmaya da cesaretim yoktu. Merak , tüm hücrelerine işlemişti. Oda oda peşimden gelip , cevap bekliyordu.
- Nereye gideceksin ?
-istanbula , ev işlerini halledeceğim...
Annem bu sorgulamayı yaparken , arkadan sessizce otorite hesabı yapan babamın , beni anlayıp anlamadığını merak ettim . Yeri geldiğinde , doğal olarak aynı kararları verdiğimizi görünce, aynı yollardan geçmiş olabileceğini düşünürdüm. Ama anlamalıydı öyleyse, anlamalıydı. İnsan böyle işte, kendine söz geçiremese bile , otoritesi altındakilere hep söz geçirmek ister, işte o zaman batar bu durum. O zaman , zayıflığıyla yüzleşmiş olur. Yoksa kendine söz geçirememesi , gizli bir anlaşmadır. Kimseye söylenmeyecek , otoriteye de zarar gelmeyecektir...
Annem hep dayılarım gibi olmamdan korkar . Nedense tüm dayılarımda içki var. Babama döndü ve
-tamam gelmesin, biz gidelim haydi dedi.
Onu ikna etmek için yaşımdan dolayı böyle davrandığımı iddia etti.Ve hayır ,yaş değildi.
Akşama kadar bilgisayardan kalkmayan biri olarak , onlara gerekince gidebileceğimi göstermeliydim. Öğlen sıcağı , manzara açısından güzeldi ama, şimdi bu sıcakta kim dışarı çıkacakı..
27 Ağustos 2013 Salı
Sen de , Dokunabilirsinduygulara
Unuttuk , unuttuğumuz değerlerle beraber unuttuk. Unuttuk duygularımızı , değişen dünyayla değiştik. sekülerleştik , birkaç hayvani duygudan ötesini hissedemez olduk...
Hissetmeyi bırakın, adlarını bile unuttuk. Bir çocuk tutun sokaktan , bana duyguları say çocuk deyin.Sayamaz.Onun suçu değil. Başını okşayın ve gitsin.
Durun, ve siz saymaya çalışın. Önce adlarını hatırlayın, ve yavaş yavaş hatırlayın. Acımak nedir? Ya özlemek? Özlemek çocukluğunu? Gıpta etmek, hangi kelime karşılar fakir bir çocuğunun , isteyen bakışlarını sessizce.
Artık para aldıysa tüm oyuncakların yerini ,ve artık oyundan zevk almıyorsanız, siz de durun , sorgulayın eksik tarafını hayatınızın. Bayram şekerlerini değerli kılan neydi? Milyonlara satmayacağınız o şekerler.
Ve merak edebilmek, çıkar gözetmeksizin merak edebilmek , yaklaşmak ve incelemek. Çok mu gerilerde kaldı?
Aldırmamak , üstünün kirlenmesine aldırmamak ..
Evde tek kalmak, belki kaybetmek , belki yalnız kalma korkusu...Tedirginlik...Ya artık annelerimiz zaten öldüyse, nasıl yaşayacağız kaybetme ve terkedilme duygusunu. Korkabilecek miyiz? Korkmamakla mutlu muyuz ?
Kaç yaşında başladı şu kazanma tutkusu ? Ve arzu , soruyu ilk çözebilme tutkusu. Bilemeyene acımayı unuttuk, arka sırada ağlayan kıza aldırmadık. Dalga geçmeyi öğrendik ve güldük.Bitli dedik. Eğlenmeyi, yanlış öğrendik. Karşıdakini hiç düşünemez olduk. Bir videoyu tekrar tekrar izledik , herkese izlettik. Hiç önemi yoktu o dalga geçtiğimiz adamın...Empati .. Unutmayı bırakın , belki de hiç öğrenmedik.
Başkasının zararına sevindik.Beklenti peşinde koştuk, hayattan bıkmıştık. Boşluktaydık. Böbürlendik , coştuk , dehşet saçtık.
Bir kaç damla gözyaşı , anca bu dehşetten sonra akabiliyordu gözlerimizden. Parçaları toplayıp, çöp torbasına atarken , endişeyle birlikte, bir hüzün, gündüz vakti güneşin batması, ve kızıl bulutların gök yüzünü kaplaması .. Ve nihayet, tekrar birkaç damla gözyaşı..
Depresyondaydık. Dikkat edemedik çevremize. insan olduklarını farkedemedik, duygularını anlamadık.Birileri buna isim koymuştu, Duyarsızlık.
Düşman içimizdeydi , göremedik.Biz fanatik olmuştuk , bazı şeylerin ve kendimizin fanatiğiydik...
uyuma, sen de aslında
DOKUNABİLİRSİN DUYGULARA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)